İstanbul’da hadise, 9 Aralık 2024 tarihinde Güngören Endüstri Mahallesi’nde 5 kattan oluşan binanın 2’nci katındaki dairede ortaya geldi. Polisi arayan Fiil Dilsiz (45), eşinin intihar {ettiğini} ifade etti. Hadise yerine gelen sıhhat ekipleri başından silahla vurulmuş durumda yerde yatan Murat Dilsiz’in yaşamını kaybettiğini belirleme etti.
DHA’da bulunan habere gore oluşturulan araştırmada Dilsiz’in beraberinde tabanca da bulunmuş oldu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca vakayla alakalı tahkîkat başlatıldı. İddiaya gore, Murat Dilsiz’in kızı E.D. (14) cenaze amacıyla gittiği Diyarbakır’da kuzeni B. Dilsiz’e babasını silahla öldürdüğünü ifade etti.
E.D., gece 02.00’a kadar anası ve babasının tartıştığını, babası uyuduktan sonrasında annesinin eline tabanca sunarak babasını öldürmesini söylediğini, eldivenleri takarak kanepenin üstüne çıkıp uyuyan babasına ateş {ettiğini} kuzenine söyledi. Cinayetten sonrasında ise eldivenleri binanın havalandırmasına attığını sonrasında duş alıp giysilerini yıkadığını annesinin ise silahı bir bezle temizleyip babasının yanına koyduğunu ifade etti. Bunun üstüne B. Dilsiz savcılığa giderek şikayette bulunmuş oldu. Anne Fiil Dilsiz ve abla Rojin Dilsiz (23) gözaltına alındı.
Vakayla alakalı Bakırköy 17 Ağır Ceza Mahkemesi doğrultusundan oluşturulan davanın ilk duruşması görüldü. Duruşmaya tutuksuz sanıklar E.D, Rojin Dilsiz ve Fiil Dilsiz ile müştekiler ve doğrultu avukatları katıldı.
18 yaşından ufak olan E.D. savunmasında, “Annem güç bela babamın elinden kurtuldu, bizim odaya geldi. O sırada gece saat 1-2 gibiydi. Ben uyanık olduğum amacıyla anneme sormuş oldum noldu diye. Dedi ki, ‘baban beni zorla boğmaya çalıştı, güç bela kurtuldum’. Ben de ağlamaya başladım. Annem de köşeye geçti uzandı. Gece süresince uyudu, sonrasında ben de ağlamaktan bişi yapamadım.
Sonrasında bir ara amcamın söylediği aklıma geldi. ‘Keşke onu öldürseniz de, siz de kurtulun, ikimiz de kurtulsak’ demişti. Bu aklıma geldi, beni rahatsız etme etmiş olduğu aklıma geldi. Bütün her şey üst üste geldi. Meydana getirecek bir şeyim yoktu, zorunlu kaldım. Daha evvelce de karakola şikayette bulunduk.
Bizim meydana getirecek bir şeyimiz olmadığı amacıyla zorunlu kaldım. Ben yapmasaydım o bizlere daha büyük zararlar verirdi, o yapardı. Kavga hemen, silahın konumunu biliyordum. Babam dövüşte tümşeyleri yapmış olduğu amacıyla, korktum silahı gizlice onun arkası dönükken koltuğun altından aldım, kendi çekmeceme koydum, ani hareketler yapmasın diye. Sonrasında çekmecemde kaldı gün boyu. Ondan sonrasında esasen tekrar kavga başladı. Sonrasında da aniden sıkmaya karar verdim” dedi.
Vakası anlatmaya devam eden E.D., “Hadise günü babam kendi odasında yatıyordu. Ben bizim odada tek uyanıktım, ağlıyordum, ne yapacağımı bilmiyordum. Elim kolum bağlıydı. Hem film izliyordum, filmimizde biri birini öldürüyor, eldiven takıp parmak izini saklıyordu, bu aklıma geldi. Sonrasında arka odaya gittim, çekmecemden eldiveni aldım, taktım. Esasen tabanca kullanmayı biliyordum. Babam öğretmişti.
Biz bazı durumlarda köye gittiğimizde öğretiyordu. Ondan sonrasında gittim başlangıcında bekledim, oturdum. Sonrasında elim tetiğe gitti, bastım. Silahtan ses çıkmadı. Şayet ses çıksaydı karşı komşumuz anında gelip araya girmek ederdi. Silahtan niçin ses çıkmadı bilmiyorum. Tabanca hem küçüktü hatta şayet ses çıksaydı karşı komşumuz anında bizlere gelirdi. Zira onun bizlere zarar vermesinden oldukça korkuyordu.
Silahı sonrasında eline tutuşturdum. Ondan sonrasında odada kaldım birkaç dakika. Sonrasında direkt gittim banyoya. Barut kokusu oldukça vardı üstümde. Saçımı yıkadım. Sonrasında gittim üstümü değiştirdim. Gittim, oturdum, saate baktım saat 7 gibiydi. Asla babamdan ses {falan} da çıkmıyordu. Sonrasında gittim annemi uyandırdım. Fazlaca korkuyordum. Anneme, babamı öldürdüğümü söyledim” şeklinde konuştu.
Fiil Dilsiz ise savunmasında, “Eşim Suudi Arabistan’a gitmeden evvelce aramız oldukça iyiydi. Altı ay o bölgeye çalışmaya gitti. Oradan bir adet dostu vardı. O arkadaşını oldukça seviyordu. Türkiye’ye geldiğinde dostu vefat etti. Sonrasında psikolojisi bozuldu. Hadise günü de her akşam bulunduğu benzer biçimde kavga ediyorduk. Beni ve çocuklarımı dövüyordu. Bizi odaya koyuyordu. Kabloyla dövüyordu.
Hadise günü de tekrar iki elimi tuttu. Bir eliyle de ağzımı burnumu kapattı. Beni boğmaya çalıştı. Kendimi zorla onun elinden kurtardım. Beni odadan kovdu. Ben de çocuklarımın odasına gittim. E.D. geldi bağırdı. ‘Baba niye bu tür bişi yaptın? Sen her vakit yemin ediyordun. Ben daha bu tür bişi yapmayacağım. Niye bu tür bişi yapıyorsun?’ dedi. Murat beni odadan kovdu. Ben de çocuklarımın yanına gittim. Uyudum. Sabahleyin kızım bana ben babamı vurdum dedi. İnanmadım. Odaya gittim baktım ölmüştü” şeklinde konuştu.
E.D.’nin ablası Rojin Dilsiz savunmasında, “Hadise günü tekrar kavga bulunduğu amacıyla ben bundan sonra her gece alıştığım amacıyla odama çekiliyordum. Odama çekildikten sonrasında gelip babam uyandırmaya çalışıyordu. Uyandırmaya çalışıyordu da uyanmıyordum. Kalkıp kavga edelim diye hep bunu diyordu. Ben de bundan sonra son günlerde kulaklığımı takıp uzanıyordum.
O kavga sesini duymak istemediğim amacıyla. Sonrasında sabah da kalktım, odaya gittim. Devamlı her sabah kalkıp bizi uyandırıp bağırıp çağırıyordu siz niye işe gitmiyorsunuz diye. Yalnız bu sefer bizim odamıza gelmedi. Ses çıkmayınca ben odaya gittim. O şekilde görünce bundan sonra bağırıp çağırdım. Kulağımda kulaklık bulunduğu amacıyla tabanca sesi duymadım” dedi.
Savunmaların sonrasında alınan avukat beyanları ardından ara kararını aktaran mahkeme kurulu, tutuksuz yargılanan anne Fiil Dilsiz’in ‘Tasarlayarak, eşi kasten öldürme’ suçundan tutuklanmasına karar verdi. Duruşma noksan hususların giderilmesi amacıyla 2 Nisan’a ertelendi.